1-Sakin Olun:

Eğer hayatınızda ilk defa hakkınızda icra takibi başlatıldı ise, bu durum, bir çok kişinin paniklemesine, dengesinin bozulmasına, moralinin alt üst olmasına sebebiyet vermekte, bu ruh halindeyken de insanlar telafisi mümkün olmayacak hatalar yapabilmektedir.

O yüzden süreci başarı ile yönetebilmek ve en az zararla borçluluk durumundan kurtulabilmek için, doğru kararlar almaya ihtiyacınız vardır.

Sadece İstanbul’da, her yıl 2 milyonun üzerinde icra takibi başlatılmaktadır. Bu duruma düşen bir siz değilsiniz. Borçlu olmak, utanılacak bir durum değildir ve hayatta herkesin başına gelebilir. Geçmişte iflas yaşamış, tüm varlığını kaybetmiş, tabiri caiz ise dibe vurmuş ancak sonrasında oldukça başarılı yerlere gelmiş binlerce insan mevcut.

Ne demişler, düşmez kalkmaz bir Allah.

Bazen yükselebilmek için dibi görmek gerekir…

Sakin olun derken vurdumduymaz, umursamaz bir tavır takının da demiyoruz elbet. Ancak ortada hayata küsmenizi, uykusuz kalmanızı, tüm gün suratınız asık dolaşıp sevdiklerinizi ve kendinizi üzüp yıpratmanızı gerektirecek bir durum yok emin olun…

Doğru kararları ancak, sağlıklı düşünebildiğiniz zamanlarda verebilirsiniz. O yüzden stres yapmayın ve sakin olun.

2-Kayıtsız kalmayın:

Başlatılan icra takiplerinin %90’ı usul ve yasaya aykırı olmaktadır. Bunun bir çok nedeni olmakla birlikte temel üç nedeni:

1-Niteliksiz hukuk eğitimi almış ya da alacağı tahsil edebilmek için her yolu mübah gören alacaklılar/vekillleri,

2- Görevini gereği gibi yerine getirmeyen icra müdürleri/yardımcıları,

3- Kurum vekillerinin, başlatılan takipte alacak kalemlerine müdahale edememesi, müvekkillerinin talepleri doğrultusunda, onların istedikleri şekilde takip başlatmalarıdır.

Yasal haklarını bilmeyen borçlular, takibe kayıtsız kalmakta, itiraz etmemekte, takibin kesinleşmesine imkan vermektedirler. Oysa herkes, herkese karşı gerekli harçları ödeyip ilamsız icra takibi başlatabilir. Ancak haciz işlemi uygulayabilmesi için, o takibin kesinleşmesi gerekir. Konuyu biraz daha açalım;

Alacaklı taraf, takip talebi adı verilen belgeyi düzenler ve borçluya ödeme emri gönderilmesini ister. Ödeme emrini düzenleyen icra müdürlüğü, borçluya ödeme emri tebliğe çıkarır. (Uygulamada ödeme emrini de alacaklı taraf düzenlemekte, icra müdürleri sadece imza atmaktadır)

Takibin türüne göre değişmekle birlikte, ödeme emrine ilamsız takiplerde itiraz süresi kural olarak 7 gündür. Borçlu eğer bu 7 günlük süre içerisinde itirazda bulunmaz ise, icra takibi kesinleşir. Bu durumda alacaklı taraf, haciz isteyebilir. Eğer borçlu borca itiraz eder ise, alacaklının takibe devam edebilmesi için, borçlunun itirazını hükümden düşürmesi gerekir. İtirazın hükümden düşürülmesinden kasıt, ya icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde açacağı itirazın iptali davasını kazanmasıdır.

Burada konunun teknik detaylarına girmiyoruz. İfade etmek istediğimiz husus, takipte;

-Alacak kalemleri doğru mu?

-Faiz oranı doğru mu?

-İcra Müdürlüğü yetkili mi?

-Takip öncesi faiz varsa miktarı doğru mu?

-Zamanaşımı var mı? vs vs…

Özetle, takibin usulüne uygun olup olmadığının kontrolünü yaptırmadan, takibe kayıtsız kalıp, 7 günlük itiraz süresini kaçırırsanız, basit bir dilekçe ile takibi durdurabilecekken, bu kez genel mahkemelerde menfi tespit / istirdat davası açıp oldukça uğraşmanız gerekecektir.

3-Arzuhalcilerden sakının:

Hakkında icra takibi başlatılanlar, genellikle, avukata gitmek yerine, adliye çevresindeki arzuhalcilere gidip dilekçe yazdırmaktadır. Arzuhalciler siz ne söylerseniz itiraz dilekçesine onu yazarlar. Hukuk bildikleri falan yoktur. Araya sıkıştırdıkları bir kaç osmanlıca – farsça kelime aman sizi yanıltmasın. Mesele arzuhalciye vereceğiniz 50 liranın çöp olması değil, borçlunun bildirmiş olduğu itiraz sebepleriyle bağlı olmasıdır. Sorunu ucuza çözeceğim derken, başınıza çok daha büyük işler örebilirsiniz. Kaldı ki uygulamada bir çok avukat, hakkınızda icra takibi başlatıldığında elinizdekilerle görüşmeye gittiğinizde, sizden danışma ücreti almamaktadır.

Özetle arzuhalciler para tuzağıdır. Size fayda değil, zarar verirler.Aman uzak durun!

4-Google’a güvenmeyin:

İcra takibine maruz kalanların yaptıkları hatalardan biri de sorunlarına internetten çözüm bulmaya çalışmalarıdır.

İnternetin, bilgiye ulaşmayı, dolayısı ile hayatımızı kolaylaştırdığı doğrudur. Ancak internette öylesine hatalı , eksik, geçersiz hukuki bilgiler mevcuttur ki, hukukçular bile hataya düşebiliyorken, sizin bu yanlış bilgilerden sorununuza çözüm bulduğunuzu sanmanız içten bile değildir.

Araştırmak, okumak iyidir. Ancak nasıl ki bir sağlık sorununuz olduğunda, internette bulduğunuz bir yazıda geçen ilacı alıp kullanmak sizin için riskli ise, hukuki sorununuz için de internette yer alan bir dilekçeyi, kaynağı güvenilir olmadıkça kullanmanız sizin için büyük risk taşır.

5-Ödeme Taahhüdü vermeyin:

Bir kısım borçlular, takip kesinleştikten sonra, alacaklı tarafın baskıları üzerine, haciz korkusu ile ödeme taahhüdü vermektedirler. Normal şartlarda borcun ödenmemesi halinde, nafaka borçları gibi istisnai durumlar hariç, borcundan dolayı kimse hapis yatmaz. Ancak vakit kazanmak adına, tutup da icra müdürlüğünde ya da haciz esnasında icra memuru önünde ödeme taahhüdü verir ve yerine getirmezseniz, alacaklının şikayeti üzerine hakkınızda 3 ay hapis cezası çıkar ve bu ceza, diğer cezalar gibi seçenek yaptırıma çevrilmez. Yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme, para cezasına çevrilme gibi durumlar söz konusu olmaz.

Size borcunuzu ödemeyin demiyoruz. Ancak taahhüt vermeyin. Olur da taahhüt ettiğiniz tarihte ödeme yapamazsanız, emin olun alacaklı taraf, alacağını tahsil edebilmek için, icra ceza mahkemesine başvurup size hapis cezası aldırabilmek için hiç tereddüt etmeyecektir.

6-Yakınlarınızı icra kefili yapmayın:

Haciz esnasında alacaklı vekilleri, alacağı karşılamaya yetecek haczi kabil mal bulamazsa ya da bulsalar dahi, bunların satışı hem masraf, hem de zaman gerektireceğinden, borçluları, icra dosyasına kefil olacak birilerini buldurmaya zorlamaktadırlar. Bu gibi durumlarda borçlu olmayan eş kardeş gibi aile fertleri ya da yakın arkadaşlardan icra kefili olmaları istenmekte, borçlunun içinde bulunduğu duruma dayanamayan bu yakınlar da buna yok diyememektedirler. Alacaklının amacı borçlu sayısını birden ikiye çıkarmaktır. Ödeyebiliyorsanız kendiniz ödeyin. Ödeyemiyorsanız da borcunuz yüzünden başkasının başını yakmayın.

7-Tehditvari telefonlara, mesajlara aldırmayın:

Bir çok hukuk bürosu (Özellikle kurum dosyalarına bakan bürolar) kendi bünyelerinde çağrı merkezleri kurmakta, borçluları, ailelerini, akrabalarını telefonla sıkıştırmakta, borçluları – yakınlarını bezdirene kadar aramakta, mesaj atmakta, böylelikle alacağı tahsil etmeye çalışmaktadırlar.

Alacağın tahsili için her yolu mübah sayan bazı hukuk büroları, taahhüt vermediğiniz halde hakkınızda hapis cezası çıktığı, borcu ödemezseniz hapis yatacağınız gibi aslı astarı olmayan ancak borçlu üzerinde ciddi etkisi bulunan mesajlar dahi gönderebilmektedirler.

Geldik, geliyoruz, kapıdayız, hapis çıkardık, polisle almaya geliyoruz gibi mesajlara, aramalara itibar etmeyin. Bir çok ev eşyasının haczi hukuken mümkün değil. Gelseler de alabilecekleri şey bir kaç parça ile sınırlı.

Bu telefon ve mesajlar çığırından çıkmışsa, ilgilisi hakkında şikayetçi olmaktan çekinmeyin…

8-Haklarınızı öğrenin ya da profesyonel hukuki destek alın:

Devlet gücünü arkasına alan alacaklının, alacağını tahsil edebilmek için her yolu mübah saydığını ifade etmiştik. Gerek bu nedenle, gerekse icra dosyalarının denetimsizliği nedeniyle bir çok icra dosyasında usulsüz işlemler mevcut. Bunun tespiti için de dosyanın profesyonel bir gözle incelenmesi gerekiyor.

İtiraz süresini kaçırdım, takip kesinleşti diye panik yapmayın. Uygulamada geçersiz – usulsüz tebligatların sayısı bir hayli fazla.

Borçlu olmanız, hakkınızda usulsüz, hukuksuz işlemlere boyun eğeceğiniz anlamına gelmez. İcra İflas kanununda, borçluyu da koruyan onlarca düzenleme mevcut. Bu yüzden haklarınızı bilin ya da daha da önemlisi, bilen birinden profesyonel hukuki destek alın…

Bu yazı borcluvekili.com internet adresinden alınmıştır.